Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) yayılan Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 130'u geçti. Salgına neden olan, aşısı bulunmayan nadir 'Bundibugyo' varyantının hızla yayılması endişe yaratıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, can kaybı en az 139'a ulaşırken, şüpheli vaka sayısı 600'e yaklaştı. Bu varyantın, daha yaygın olan 'Zaire' türüne kıyasla onaylanmış bir aşısının veya tedavi yönteminin bulunmaması tehlikeyi artırıyor. Virüsün komşu ülke Uganda'nın başkenti Kampala'ya da sıçraması, bölgede alarm seviyesini yükseltti. Avrupa Birliği (AB) ve ABD, bölgeden gelen yolculara yönelik seyahat kısıtlamaları uygulamaya başladı.
Salgının tekrarlamasında, ülkenin coğrafi yapısı ve sosyoekonomik sorunlar etkili oluyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun ormanlık alanlarda yaşadığı KDC'de, yoksulluk nedeniyle protein ihtiyacının önemli bir kısmı av hayvanlarından karşılanıyor. Bu durum, yarasalar, maymunlar ve kirpiler gibi vahşi hayvanlardan insanlara virüs bulaşma riskini artırıyor. Eski Sağlık Bakanı Eteni Longondo, bu kültürel alışkanlığın virüslerin insanlara geçmesinde köprü görevi gördüğünü belirtti. Doğu bölgesindeki silahlı çatışmalar ve halkın yaşadığı derin fakirlik de salgının kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.
Saha ekiplerinin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, halk arasındaki batıl inançlar ve dezenformasyon. Bölge koordinatörleri, 'hayalet tabutlar' gibi hurafelerin yayıldığını ve insanların tıbbi yardım yerine geleneksel yöntemlere yöneldiğini aktarıyor. Ayrıca, ölen kişilerin bedenine çıplak elle dokunmayı içeren cenaze ritüelleri, virüsün vücut sıvıları yoluyla yayılmasına neden oluyor. Uzmanlar, salgının resmi olarak teşhis edilmeden haftalarca fark edilmeden yayıldığını ve yerleşik alışkanlıklar değişmediği sürece mücadelenin uzun sürebileceğini vurguluyor.