Sanatçı Ufuk Kobaş, kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdiği bir denemeden bahsetti. Yıllarca Rembrandt'ın üslubunu benimsemeye çalıştığını ancak sonunda bu çabadan vazgeçtiğini belirtti.
Hollanda'nın Delft şehrinde yaşayan Kobaş, sanat anlayışını Doğu ve Batı kültürlerinin bir sentezi olarak tanımlıyor. Yirmi yılını Abu Dabi, Katar ve Dubai'de geçiren sanatçı, bu süreçte hem sergiler açtı hem de sanat eğitimi verdi. Farklı kültürlerden edindiği birikimi eserlerine yansıtan Kobaş'ın resimlerinde kadın yüzleri, atlar, balıklar ve mitolojik figürler öne çıkıyor.
Kobaş, resimlerindeki imgelerin estetik tercihlerden öte, birer görsel sözlük niteliği taşıdığını ifade etti. Kadın iç dünyayı ve kimliği, at hareketi ve gücü, balık ise dönüşüm ve bilinçaltını simgeliyor. Her resminin bir hikâye anlattığını vurguladı.
Geçmişinde animasyon ve storyboard üretimi bulunan Kobaş'ın eserlerinde güçlü bir çizgi disiplini ve sahneleme duygusu dikkat çekiyor. Kompozisyonları adeta bir film karesini andırıyor. Son dönem işlerinde belirgin bir sadeleşmeye giden sanatçı, figüratif üslubunu koruyarak biçimleri daha stilize ve ritmik hale getiriyor.
Kobaş, modern teknolojinin sunduğu olanaklardan yararlanmaktan keyif aldığını belirterek, yeni denemeler yapmayı sevdiğini söyledi. Dijital kolajın ise kendisi için vazgeçilmez bir resim tekniği olduğunu ekledi. Kumaş desenleri, çiçekler ve boyası dökülmüş duvarlar gibi çeşitli kaynaklardan çektiği fotoğrafları kullanarak dijital kolajlar oluşturduğunu anlattı.