İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İsrail ordusuna Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini kontrol altına alma emri verdiğini açıkladı. Bu adım, mevcut ateşkes anlaşmasını tehlikeye atma ve zaten yıkılmış olan bölgede insani felaketi derinleştirme riski taşıyor.
Ekim ayında ABD aracılığıyla sağlanan ateşkes anlaşması kapsamında, İsrail ordusu daha önce belirlenmiş bir sınır hattına çekilmiş ve bu durum İsrail'e işgal altındaki toprakların yüzde 53'ü üzerinde doğrudan kontrol sağlamıştı. Ancak son dönemde İsrail güçleri, Hamas kontrolündeki şeridin batı kesimine doğru ilerleyişini sürdürerek, tehdit algıladıkları kişilere müdahale etme ve ateş açma hakkı iddia ettikleri genişleyen bir 'ara bölge' ilan etti.
Son günlerde, İsrail destekli silahlı milisler, bölgedeki yerleşimcileri evlerini veya sığınaklarını boşaltmaları yönünde bilgilendirerek, ateşkes hattı boyunca bölgenin boşaltılmasında öncü rol üstlendi. Ateşkesin sekiz ayı boyunca İsrail güçleri, şeridi bölen 'sarı çizgi' içindeki Filistinlilere ateş açmaya ve Gazze'nin batısına yönelik hava saldırıları düzenlemeye devam etti. Bu saldırılarda ateşkesin başlamasından bu yana 900'den fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Siyasi hayatta kalma mücadelesi veren Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria'da bir konferansta yaptığı konuşmada İsrail'in toprak hedeflerinin boyutunu detaylandırdı. İsrail Başbakanı, mevcut durumda Gazze topraklarının yüzde 60'ını kontrol ettiklerini ve hedeflerinin bu oranı yüzde 70'e çıkarmak olduğunu belirtti. Savunma Bakanı Israel Katz ise, hükümetin nihai amacının, insan hakları aktivistlerinin 'etnik temizlik' olarak nitelendirdiği, Gazze'deki yaşam koşullarını katlanılmaz hale getirerek Filistinlilerin büyük ölçekte 'gönüllü göçünü' sağlamak olduğunu ifade etti.
İsrail'in askeri kontrolünü genişletmesi, Ekim ayındaki ateşkes anlaşmasının, bu anlaşmayı onaylayan BM Güvenlik Konseyi kararının ve Donald Trump'ın geçici bir 'sarı çizgi' belirleyen 20 maddelik barış planının doğrudan ihlali anlamına geliyor. Trump planı ayrıca, kimsenin Gazze'den ayrılmaya zorlanmayacağını ve ayrılmak isteyenlerin özgürce gidip dönebileceğini belirtiyordu.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Muhammad Shehada, Netanyahu'nun Trump anlaşmasını geçersiz kıldığını belirterek, bu durumun Gazze için belirlenen çerçeveyi tamamen ortadan kaldırdığını vurguladı. Savaşın ardından hayatta kalan 2,2 milyon Filistinlinin, zaten aşırı kalabalık olan topraklarının üçte birinden azına sıkıştırılacağı öngörülüyor. Shehada, mevcut koşulların zaten 'berbat' olduğunu ve bölgenin gezegendeki en kalabalık yer olduğunu, bu genişlemenin fiziksel olarak gidecek yeri olmayan birçok insan için ölüm fermanı olacağını dile getirdi.
İsrail ordusu sözcüsü, Netanyahu'nun yüzde 70 tehdidiyle ilgili yorum taleplerini 'siyasi makama' yönlendirdi. İsrail güçleri, ateşkes süresince kontrol alanlarını sistematik olarak genişletmeye devam etti. Birleşmiş Milletler'in (BM) Gazze'deki insani yardım kuruluşlarının başkanlarına yönelik Pazar günkü brifinginde, son zamanlardaki ilerlemelere ilişkin bilgiler paylaşıldı. Örneğin, Cebeliyye'nin kuzey bölgesinde tank ilerlemelerinin günlük olarak rapor edildiği ve 'sarı çizgi'ye yakın herhangi bir harekete yönelik drone saldırılarının gerçekleştirildiği belirtildi. İsrail tanklarının Han Yunus şehrinin doğusunda da ilerlediği bildirildi.