Kanada'da yerin derinliklerinde faaliyet gösteren SNO+ Laboratuvarı bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalarda, 240 kilometre mesafedeki bir nükleer reaktörden yayılan antinötrinoların izi sürüldü. Bilim insanları, sadece saf su kullanarak bu hayalet parçacıkları saptamayı başardıklarını duyurdu.
Evrende yaygın olarak bulunan ancak maddeyle etkileşimi minimum düzeyde olan nötrinolar ve antinötrinolar, kütlesiz ve yüksüz yapıları sebebiyle doğrudan gözlemlenememektedir. Bugüne kadar bu parçacıkları yakalamak için özel kimyasal sıvılarla dolu devasa tanklar ve yüksek maliyetli yöntemler kullanılmaktaydı. Ancak yapılan son araştırmalar, sıradan saf suyun da bu hassas tespit süreci için yeterli olabileceğini kanıtladı.
Dünyanın en derin laboratuvarında tarihi keşif
Kozmik ışınların etkisinden korunmak amacıyla yerin 2 kilometre altında, kaya katmanlarının ardına inşa edilen SNO+ Laboratuvarı, bu keşfin merkezi oldu. Tesisin kalibrasyon aşamasında kullanılan 780 tonluk küresel tank, saf su ile dolduruldu. Uzak bir reaktörden gelen antinötrinoların su molekülleriyle çarpışması sonucu oluşan zayıf ışımalar, laboratuvarın yüksek hassasiyeti sayesinde yüzde 99,7 kesinlik oranıyla kaydedildi.
Nükleer denetimde yeni bir dönem
Saf suyun bu tür ölçümlerde kullanılabilmesi, nükleer reaktörlerin faaliyetlerinin çok uzak mesafelerden ekonomik ve zararsız bir şekilde denetlenmesine olanak sağlayabilir. 190 günlük veri analizi sonucunda elde edilen bu bulgular, nükleer izleme teknolojileri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.
Öte yandan, Oxford Üniversitesi liderliğindeki araştırma ekibi, aynı laboratuvarı kullanarak Güneş'ten gelen nötrinoların karbon atomları üzerindeki etkilerini de inceledi. Tarihin en düşük enerjili nötrino etkileşimlerinden biri kayıt altına alınırken, bilim dünyası evrenin oluşumuna dair soruları yanıtlamak için yeraltındaki çalışmalarını sürdürmektedir.