Fransa'da bir yıl sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, siyasi kulvarın merkez sağ adayı olarak öne çıkan eski Başbakan Edouard Philippe, popülist adaylara karşı mücadelede erken favori konumunda bulunuyor.
Yapılan son kamuoyu yoklamaları, 55 yaşındaki merkez sağ politikacının, ikinci turda Marine Le Pen veya Jordan Bardella gibi aşırı sağ adayları yenme potansiyeline sahip tek isim olduğunu gösteriyor. Diğer senaryolarda ise aşırı sağın cumhurbaşkanı seçilme ihtimali bulunuyor.
Philippe'in, aşırı solcu Jean-Luc Mélenchon'un ikinci tura kalmasını engellemesi de iş dünyası ve Fransa'nın Avrupa'daki ortakları için bir rahatlama kaynağı olarak görülüyor. Bu durum, aşırı sol ile aşırı sağ arasında bir tercih yapılması senaryosunu ortadan kaldırıyor.
Küçük Horizons partisinin lideri Philippe'in destekçileri, kendisinin önümüzdeki aylarda merkez sağın doğal adayı olarak ortaya çıkacağına ve zafer yolunda ilerleyeceğine inanıyor. Yıl sonuna doğru diğer adayların da Philippe'in öncülüğünü kabul ederek yarıştan çekilmesi bekleniyor.
Bu rakipler arasında, Cuma günü adaylığını açıklayan Renaissance partisinden eski başbakanlardan Gabriel Attal ve muhafazakar Cumhuriyetçiler partisinden Bruno Retailleau bulunuyor. Fransız seçim sisteminde, ilk turda çok sayıda adayın yarışması, oyların bölünmesine ve adayların ikinci tura kalma barajını aşamamasına neden olabiliyor.
Edouard Philippe, başkanlık yarışında erken favori olmanın bazen bir engel teşkil edebileceğinin bilinciyle, kampanyasını dikkatli bir şekilde ilerletiyor. Ayın başlarında Reims'de yaptığı bir toplantıda, üç kampanya yöneticisini ve 'France Libre' (Özgür Fransa) sloganını duyurdu.
Ekonomik konularda açıkça sağa yaslanan Philippe, emeklilik yaşının daha da ilerletilmesi ve dengeli bütçeleri güvence altına alacak bir yasa gibi konuları savunuyor. Bu konular, seçilmesi halinde erken referandumlara konu olabilir.
Haziran ayında, Fransa genelindeki 1.000 oturma odasına canlı yayınla bağlanarak kitlesel bir 'apartman toplantısı' düzenlemeyi planlıyor. 5 Temmuz'da ise Paris'te ilk mitingini gerçekleştirecek.
Le Monde gazetesinin Philippe hakkındaki bir analizinde, Philippe'in kendisi ile Ulusal Birlik (RN) arasındaki bir yüzleşmenin, kendisinin aşırı sağın iktidara gelmesini engelleme konusundaki doğal engel olarak kabul edilmesiyle, seçimin çerçevesini oluşturmasını umduğu belirtildi.
Ancak, önümüzdeki Mayıs ayına kadar pek çok belirsizlik bulunuyor ve bu ara dönem Philippe'in destekçilerinin istediği gibi pürüzsüz geçmeyebilir. Öncelikle, merkez sağdaki rakiplerinin onurlu bir şekilde çekileceğinin garantisi yok. Çekilseler bile, kampanyalarını mümkün olduğunca uzun süre sürdürerek, gerçek rakiplerinin faydalanacağı bölünmelere yol açabilirler.
Şu an için merkez solun (Sosyalistler ve müttefikleri) oluşturduğu tehdit küçük görünüyor. Aday belirleme konusunda her zamanki gibi bölünmüş durumdalar. Nihayetinde dört veya beş ismin oy pusulasında yer alması muhtemel. Ancak, büyük bir yenilgi tehdidi altında ana akım solun tek bir aday etrafında toplanması imkansız değil. Küçük Place Publique partisinden MEP Raphael Glucksmann gibi bir isim, merkez sol seçmenler için bir toplama noktası olabilir ve onları Philippe'ten uzaklaştırabilir.
Ayrıca, Philippe'in Le Havre belediye başkanı olarak görev yaparken hakkında başlatılan bir yolsuzluk soruşturması da bulunuyor. Ekibi, kayırmacılık iddialarının doğru olmadığını ve her koşulda mücadele edeceklerini belirtiyor, ancak bu durumun olumlu bir etki yaratması beklenmiyor.