Avrupa Parlamentosu, Strazburg'da aldığı kararla AB'nin yıllık çelik ithalat kotasını 18,3 milyon ton ile sınırlandırdı. Yeni düzenleme, mevcut kotalara göre yüzde 47'lik bir düşüş anlamına gelirken, belirlenen kotayı aşan ithalatlara yüzde 50 ek gümrük vergisi uygulanacak.
Bu adımın, Avrupa çelik sektöründeki kapasite kullanım oranını yüzde 65'ten yüzde 80'e çıkarmayı hedeflediği belirtildi. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, Avrupa Birliği'nin bu uygulamalarının Gümrük Birliği ruhuna aykırı olduğunu ifade etti. Yayan, Türkiye'nin uzun süredir kullanmadığı karşı tedbir hakkını ciddi şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Veysel Yayan, Avrupa pazarında Türkiye'nin payının son yıllarda kademeli olarak daraltıldığını dile getirdi. Yayan, daha önce 7-7,5 milyon ton seviyelerine çıkan çelik ihracatının 2018'de yüzde 50 azaltıldığını ve yeni kararla bu durumun bir kez daha yaşandığını belirtti. Yayan, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye sunduğu ithalat paylarının mevcut seviyelerin bile altında kaldığını söyledi. "İlave teklife rağmen yüzde 14,2'lik AB ithalat payına ulaşamıyoruz. Avrupa Birliği'nin bize teklif ettiği paylar şu an sahip olduğumuz payların altında. Bu durum, aramızdaki Gümrük Birliği ve ticaret anlayışının yok sayıldığına işaret ediyor," değerlendirmesinde bulundu.
Yayan, çelik kotası uygulamalarında Gümrük Birliği anlaşmasının dikkate alınmadığını ve Avrupa'nın giderek daha muhafazakar bir ticaret politikası izlediğini sözlerine ekledi. Türkiye'nin, AB'nin "Made in Europe" yaklaşımına dahil olacağı belirtilse de mevcut kota sistemi nedeniyle fiilen avantaj sağlayamadığı ifade edildi. Sektörün alternatif pazarlara yönelme ihtimali de gündemde yer alıyor. Yayan, 1 Temmuz'a kadar kota tarafında iyileştirme sağlanmaması halinde Latin Amerika pazarında önemli bir potansiyel bulunduğunu belirtti.
Küresel çelik üretimindeki yavaşlamaya rağmen Türkiye'nin üretim performansının dünya ortalamasının üzerinde seyrettiği ve üretimde yüzde 5,5'lik bir artış yakalandığı kaydedildi. Dünya çelik üretimindeki büyümenin yüzde 3,5 seviyesinde kaldığı hatırlatılarak, Türkiye'nin bu tabloda olumlu bir ayrışma gösterdiği dile getirildi.