ABD ile İran arasında devam eden gerilimlerin ardından, iki ülkenin ekonomik normalleşmeyi hedefleyen önemli bir anlaşmaya yaklaştığı iddia edildi. The New York Times'ın haberine göre, taraflar arasında İran ekonomisine yönelik milyarlarca dolarlık bir yatırım ve yeniden yapılanma fonunun kurulması gündemde.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan üç ABD'li yetkiliye dayandırılan bilgilere göre, Washington ve Tahran arasında şekillenen mutabakat, İran'ın nükleer programına ilişkin yeni düzenlemeleri ve ekonomik yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesini içeriyor. Müzakerelerin olumlu sonuçlanması durumunda, küresel enerji piyasalarının önemli risk unsurlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizliğin sona ermesi bekleniyor.
Anlaşmanın dikkat çekici unsurlarından biri, İran ekonomisinin canlandırılmasına yönelik finansman mekanizması olarak öne çıkıyor. Taslak çerçeveye göre, İran'ın dondurulmuş varlıklarına erişiminin sağlanması, petrol gelirlerinin uluslararası finans sistemine yeniden entegre edilmesi ve ülkeye yatırım akışını destekleyecek özel bir ekonomik fonun oluşturulması değerlendiriliyor. Uzmanlar, böyle bir fonun hayata geçirilmesiyle İran'ın yaptırımlar nedeniyle zayıflayan enerji, altyapı ve sanayi yatırımlarını yeniden finanse edebileceğini belirtiyor. Ekonomik göstergelerde ciddi baskı altında bulunan İran için bu anlaşma, milyarlarca dolarlık yeni kaynak anlamına gelebilir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, tarafların anlaşmaya 'çok yakın' olduğunu ifade ederken, nihai kararın ABD Başkanı Donald Trump tarafından verileceğini belirtti. Enerji piyasaları açısından bakıldığında, olası anlaşmanın küresel petrol arzı üzerindeki baskıyı azaltması, İran petrolünün uluslararası pazarlara daha güçlü şekilde dönmesi ve enerji fiyatlarında aşağı yönlü bir etki yaratması öngörülüyor. Bu durum, savaşın maliyetini azaltmaya çalışan Washington ile ekonomik darboğazdan çıkış arayan Tahran'ın ortak zeminde buluşmasına olanak tanıyabilir. Analistler, anlaşmanın gerçekleşmesi halinde bunun sadece diplomatik bir uzlaşı değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun ekonomik geleceğini şekillendirebilecek yeni bir yatırım ve finansman döneminin başlangıcı olabileceğine işaret ediyor.