TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu, bazı işverenlerin dile getirdiği bölgesel asgari ücret önerilerine karşı sert bir açıklama yaptı. Açıklamada, bu tür taleplerin iyi niyetli olmadığı ve işverenlerin kazanma hırsından kaynaklandığı savunuldu.
Konfederasyon, bölgesel asgari ücret uygulamasının 1960'lı yıllarda denendiğini ancak olumsuz sonuçlar doğurduğunu hatırlattı. 1974 yılında ulusal düzeyde asgari ücret tespit sistemine geçildiği belirtilen açıklamada, yaklaşık 60 yıl sonra bu konunun yeniden gündeme getirilmesinin işçilere fayda sağlamayacağı vurgulandı. TÜRK-İŞ, bu öneriyi 'son derece riskli' olarak nitelendirerek, işçiye, emekçiye ve ülkeye kötülük getireceğini ifade etti.
Açıklamada, asgari ücretin geçim ücreti olması gerektiği belirtilerek, bölgesel asgari ücret planlarına karşı durulması gerektiği çağrısı yapıldı. Bu tür bir uygulamanın, işçi ve emekçiler arasında ayrışmalara neden olabileceği, gerilimleri artırabileceği ve toplumsal huzuru zedeleyebileceği kaydedildi. Öneride bulunanların ise art niyetli olduğu iddia edildi.
TÜRK-İŞ, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısına ve alınan kararlara itirazları olduğunu belirterek, 2026 yılı için komisyonda yer almadıklarını duyurdu. Bu tepkinin, asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyede ve daha geniş katılımla belirlenmesi düşüncesiyle ortaya konulduğu ifade edildi. Mevcut asgari ücretin 28 bin 75 TL olduğunu ve bu parayla aile geçindirilmeye çalışıldığını hatırlatan TÜRK-İŞ, bazı işverenlerin bu rakamı bile çok gördüğünü belirtti. Bölgesel asgari ücret talebinin, 'bazı şehirlere göre asgari ücret yüksek' veya 'işveren olarak daha çok kazanmak istiyorum' demenin başka bir yolu olduğu dile getirildi.