İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Av. Gamze Karaoğlu Al, çocuk işçiliği ve çocuk işçi ölümlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Al, çocukların çalışma yaşamında değil, eğitim ve güvenli yaşam ortamlarında bulunması gerektiğini vurgulayarak, devletin çocukları korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini etkin bir şekilde yerine getirmesi çağrısında bulundu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılım oranının son yıllarda dikkat çekici bir artış gösterdiği belirtildi. Av. Al, bu yaş grubundaki her dört çocuktan birinin çalışma hayatının içinde yer aldığını ifade etti. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde ailelerin geçim yükünün çocukların omuzlarına bindiğini, bu durumun eğitimden kopan çocukları sanayi, tarım, inşaat, hizmet ve tekstil sektörlerinde çalışmaya yönlendirdiğini söyledi.
Mesleki eğitim merkezleri konusuna da değinen Al, bir çocuğun meslek öğrenmesi ile üretim baskısı altında ve uygunsuz koşullarda fiilen işçi gibi çalıştırılması arasında önemli bir fark olduğunu belirtti. Mevcut çocuk ölümlerinin neredeyse tamamının bu tür baskı ve uygunsuz koşullar nedeniyle meydana geldiğini dile getirdi. Al, çocukların çalışmak zorunda kalmadığı bir düzenin kurulamamasının, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki bir başarısızlık anlamına geldiğini vurguladı.
Çocuk işçiliğiyle mücadelede yoksulluğun azaltılması, ailelere yönelik sosyal desteklerin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve çocukların okuldan kopmasını önleyecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. İşyerlerine yönelik denetimlerin sıkılaştırılması ve çocuk işçi çalıştıran işverenlere yönelik yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi çağrısı yapıldı. Al, çocuk işçiliğinin bir insan hakları sorunu olduğunu hatırlatarak, çocukların yerinin fabrikalar değil, okullar, oyun alanları ve güvenli yaşam ortamları olduğunu sözlerine ekledi. Bir toplumun geleceğinin, çocuklarının nasıl yaşadığıyla ölçüldüğünü belirten Al, çocukları çalıştıran değil, koruyan ve eğiten bir düzen kurmanın ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti.